24/11/2009 · Kategori: DENEMELER

Amasya


Amasya Üniversitesi'nde öğrenciyim dördüncü yılım.Artık buralı sayılırım.Değişik gelen bir şey yok hergün aynı sokaklar,aynı insanlar...Sadece Kral Kaya Mezarlıklarına bakmaktan sıkılmıyorum.Çok değişik havası var ister istemez etkileniyorsunuz.
Efsaneye göre zamanın kralının çok güzel bir kızı varmış,kimse kıza bakamazmış bakanlar bayılırmış.Bu yüzden güzel kız peçeyle dolaşırmış,yüzünü herkesten gizlermiş.Kız büyümüş ve babası evlendirmeye karar vermiş;kim kızın yüzüne bakabilir ve onu seyredebilirse ona verecekmiş.Her tarafa haber gönderilmiş.Zengin,bilgin,vezir çocukları kısacası kendine güvenen herkes Amasya meydanına gelmiş.Gelmişler ama kimse kızın peçesini kaldırmaya cesaret edememiş,vazgeçenler çok olmuş.Günler böyle geçerken fakir ama yiğit bir genç şansını denemek için kızın karşısına geçmiş.Peçesini kaldırmış.O an öyle bir şey olmuş ki orada bulunanlar korkudan yere kapanmışlar.Sessizliğin ardından bakmışlar ki iki genç kömür olmuş yan yana uzanmışlar.İki gencin cesetleri kaya mezarların içinde iki ayrı odaya gömülmüş.Daha sonradan mezar güneşle birlikte kızın yüzü gibi parlamaya başlamış ve adı "Aynalı Mağara" diye ünlenmiş.
Efsanelerden etkilenir misiniz bilmem ama Kral Kaya Mezarlarından etkileneceğinizi umuyorum.Hele gece müthiş gözüküyor.Şiddetle tavsiye ederim.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/10/2009 · Kategori: HIKAYELER

Yanlış Alıcı

Telefonum titremişti,bir mesajım vardı.Açtım,numara kayıtlı değildi.

 

      "Canım nasılsın?Ben Nihan.Ne yapıyorsun,burda mısın?Benim vizeler bitti        

          evdeyim.Seninkiler bitti  mi?Gelince görüşelim.Öptüm:-) "

 

Bizim Çatlaktı.Liseden arkadaşım.Okulda ilk tanıştığım oydu. Tanıştıklarımla hemen kaynaşamayan ben ikinci gün onunla ayrılmaz ikili olmuştuk.Şeytan tüyü dedikleri şey kesin onda var.Kendini hemen sevdiriverir.4 yıl çok çabuk ve güzel geçti.Başka dostlar edindik,iyi kötü günler geçirdik.Okulumuz kazasız belasız bitti ve üniversiteleri farklı şehirlerde kazandık.İster istemez eskisi kadar görüşemez olduk.Ancak tatillerde,sınav sonrası ev kaçamaklarında görüşebiliyorduk.Mesajı gelince üzüldüm çünkü benim eve gitme durumum yoktu,sınavlarım daha başlamamıştı.

 

Bizim Çatlak habire hat değiştirdiğinden bu da yeni numarasıdır deyip kaydettim.O gece bir güzel mesajlaştık,konuşamadık malum öğrenciyiz; öğrencinin kontörü olmaz.Alınca o günün gecesi biter,bedava mesajlara mahkum olur.

 

Aradan kaç gün geçti bilmiyorum.Çatlağa mesaj yazdım:

 

     "Canım nasılsın,tatilini bitirdin mi? Bu sefer kaçamak yapamadık

        üzgünüm,gelemedim.Benim vizeler yeni bitti.Kaçıp gelsene,geçen ben

        gelmiştim,sıra sende.GEL.Bir gün de olsa hasret giderirdik.Çok

        özledim ya :-)"

 

Keşke yazmaz olaydım.Çatlağın zamanında mesaj attığı numara abisinin: Mahmut Abi'ninmiş.Bizimki eve gittiğinde abisi de eşi çocuklarıyla iki günlüğüne baba evine gitmiş.Nihan da tüm mesajları abisinin telefonundan yollamışÇatlak hattın abisinin hattı olduğunu söylemedi,ben de yeni hattın mı diye sormadım.Dedim ya bizim ki çok sık numara değiştirir.

 

O kadar şanslıyım ki (!) mesajı Meryem Abla,Mahmut Abi'nin eşi okumuş. O anki yüzünü az çok tahmin edebiliyorum,çıldırmıştır.Meryem Abla'yı bir kez görmüştüm.Okuldan çıkmış Nihanlara gitmiştik.Ertesi gün sınavımız vardı,ders çalışacaktık.Mahmut Abiler de o gün oralardaydılar.Dersi bitirdiğimizde akşam olmuştu.Nihan'ın babası Mahmut Abi'ye beni eve kadar götürmesini söylemişti arabayla.Nihan,ben,Mahmut Abi ve oğlu Ahmet tam arabaya bindik gideceğiz Meryem Abla önümüze dikildi,arabaya atladı.Ertesi gün Nihan kıskançlığından yaptığını söylemiş bir iki olay daha anlatmıştı.O günden sonra Mahmut Abilerin evde olduğu zaman gitmedim Nihanlara.

 

Mesajı gönderdikten iki üç dakika sonra telefonum çalmaya başladı,Nihan arıyordu.Açtım,bir kadın sesi.Sadece bağırdığını hatırlıyorum.Bana ne söyledi,ben cevap verebildim mi hiç bir şey  yok aklımda,beynim hepsini geri dönüşümden de silmiş.Ne kadar sürdü bu bağırmalar bilmiyorum,sonra bir erkek sesi:

 

     "Alo,kimsiniz?"

 

Sersemlemiştim.Cevap veremedim.Telefondaki;

 

     "Alo!Kimsiniz,kimi aramıştınız?"

 

Sadece "Ben Nihan'a mesaj çekmiştim" diyebildim.

Telefondaki adam Mahmut Abiymiş.Meryem Abla'nın sesini duyunca fırlayıp yanına gitmiş.Aynı sahneye yabancı olmadığından sakince telefonu elinden alıp benimle konuşmaya başlamış.Gerçek ortaya çıkınca Mahmut Abi özür diledi,zavallı adam.Beş dakika sonra yine bir telefon,bu sefer Meryem Abla.Ağlayarak özür diledi,bir şeyler anlattı.Ama benim aklım başka yerdeydi.Telefonu kapattım,üzerimi değiştirdim,doğru dışarı kontör almaya.Nihan'ı aradım kayıtlı diğer numaradan.Artık ne kadar bağırıp kızdıysam teli kapattığımda sokaktakilerin garip bakışlarıyla karşılaştım. "Vah vah çok da genç" der gibi bakışlarla...

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/10/2009 · Kategori: DENEMELER

Beynimiz

Geçen gün elime bir kitap geçti.Yazarımız  Kunter Kurt.Kitabımız kişisel gelişimle ilgili,adı da "Anlatacaklarımın Anlattıkları".Sıkılmadan okunabilecek bir kitap,en azından ben sıkılmadım.Genellikle kişisel gelişim kitaplarından sıkılırım,yok şunu yapın falan.Bu kitapta yazarın bir düşüncesi dikkatimi çekti.Ona göre tüm hastalıkların zihinsel nedeni var.Beynin gücüne inanırdım şimdi daha fazla inanıyorum.Niye mi? Biraz çevremi gözetledim.

 

Anneannemin kulaklarından sorunu var.Onunla konuşmaya başladıktan bir iki dakika sonra boğazınız ağırır bağırmaktan.Kunter Kurt'a göre eğer kulaklarda sorun varsa,genellikle işitmek istemediğimiz bir şeylerin olup bittiği anlamına gelir.Sağırlık,birlikte yaşamak zorunda olduğunuz kişi veya kişileri dinlemeye katlanamamanın göstergesidir.Anneannemin hayatının tüm ayrıntılarını bilmiyorum.Ama geçmişte dedemle sorunları olduğunu biliyorum,şimdi de kalabalık evde torunların bağırmaları ,oğlunun gelininin tartışmaları.Anneanne gel kulaklarını yıkatalım diyoruz,istemiyor.Anneannem etrafındakileri duymak istemiyor.İstemediği için de duymuyor.

 

Kitapta daha bir çok çarpıcı ayrıntı,örnek var. Göz,saç, kanser, astım, boyun,cilt...Beden ve zihin ilişkisiyle ilgili bir çok iddia var.Aslında iddiadan çok ilerideler.Bence okunmaya değer.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/10/2009 · Kategori: DENEMELER

Başkalarının Yanlışlarını Öğrenmeyiniz



"Başkalarının yanlışlarını öğrenmeyiniz.Hepsini kendimiz yapacak

kadar çok zamanımız yok."

                                        Groucho MARX

 

Bu sözü ilk okuduğumda itiraf etmem gerekirse çok dikkat etmedim, baktım

ve geçtim. Kitabı ikinci kez okuyunca biraz kafa yormam gerektiğini düşündüm,ve kafamın yoğurduklarını sizlerle paylaşmak istedim.

 

Toplumda herkes bilir başkalarının kusurlarını,yanlışlarını araştırmanın ayıp olduğunu.Evet,hepimiz biliriz,başkaları yapınca ayıplarız ama bulduklarını,söylediklerini de asla unutmayız.Yeri ve zamanı gelince de başkalarına aktarırız.Öte yandan bizim olmayan(!) kusurlarımızı da kimse bilmesin, araştırmasın isteriz.Çünkü biz hatasız,herkesten üstün,dünyanın merkeziyiz.Aslında içten içe biliriz bay/bayan mükemmel olmadığımızı.Ama bilinsin istemeyiz,utanırız.Başkalarının yanlışlarını öğrenip kendimizi tatmin ederek rahatlarız,kendimizi bilerek kandırırız.İşte çark böyle döner,biz de tuzumuzu eklemiş oluruz.

 

Bireyin yaşantısı sonucunda elde ettiği kalıcı izli davranış değişikliğine öğrenme diyoruz.Yani öğrendiğimiz her şey davranış değişikliğine sebep olacak,hayatımızı etkileyecek dahası kalıcı olacak.Öğrendiklerimiz yeri geldiğinde geleceğimize,bugünümüze:yeri geldiğinde de ilişkilerimize noktadan önce şekil verecek.

 

Birçok şey öğreniyoruz doğru ve yanlış.Maalesef çok ama çok azımız yanlışları ayıklayabiliyor,içlerinden doğruları alabiliyoruz.Dedim ya çok azımızın böyle bir yeteneği var.Bu yüzden değil mi evde, okulda bize doğru şeylerin öğretilmeye çalışılması.Ne kadar başarılı olunduğu ayrı bir konu ama bizi sevenlerin doğruları öğretmek istedikleri kesin.Şu ana kadar yanlışı öğretmeyi isteyen görmedim iyi niyetlilerden.Çünkü bilinir ki öğrendiğimiz her şey dolapta,zamanı gelince ısıtılıp sofraya konulacak.

 

"Başkalarının yanlışlarını öğrenmeyiniz.Hepsini kendimiz yapacak kadar

çok zamanımız yok."

 

Evet,başkalarının  yanlışlarını öğrenmeyelim,çünkü ilerde misafirlerimize ikramımız olacaklar.O kadar yanlış var ki hepsini hazırlayıp sofraya koymaya zamanımız da yok.Zor,az rastlanan da olsa doğruları öğrenip masamızı onlarla donatalım.Ne milletin ağzına sakız olup utanalım ne de yanlışlarımızı öğrenip zaman israfı yapmalarına sebep olalım.

 

Hayatta her zaman doğruları öğrenebilmek dileğiyle!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/10/2009 · Kategori: DENEMELER

Hayatım Kitap Okumak Gibi



Evet,hayatım kitap okumak gibi.Kimi zaman bir iki sayfasını okuyup sıkılınca kenara bırakıyorum,kimi zaman bir solukta okuyup bitiriyorum,kimi zaman da kitapla birlikte sürünüyorum.Başta da dedim ya hayatım kitap okumak gibi!

 

Açtığım her yeni kitapla başka yollara giriyorum.Yollarda nelerle karşılaşacağımı kestirmek çok zor.Bazen heyecan,bazen hayal kırıklığı,bazen tehlike... Tamamen sürpriz hazırladığı oluyor bana yolların.

 

İçimde hep acabalar var,acabaların da bir sürü sebebi.Başlayıp bitirmediğim kitaplar,göz ucuyla bakıp dış görünüşünü beğenmediğim kitaplar... aklıma hep acabaları ve pişmanlığı getiriyor.Keşke diyorum o zaman,keşke okusaydım.Allah bilir o yollar beni nereye götürecekti,bana neler hissettirecekti? Galiba o kitapları okumadan bu soruların cevabı hiç olmayacak.Belki de o kitapları okumalıyım.Zor,sıkıcı,yorucu olabilir.Ama hiç bıkmadan,sabırla okumalıyım.Sonuçta benim hayatım,bir daha tekrarlanmayacak,zaman durmayacak ve  dahası o kitapları bir daha bulamama ihtimalim var.Hadi durma GENÇ, oku hayatını!

Bu arada kitaplar neredeydi?

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::